Osmanli Borçlanma tarihi - Ottoman debt history

Osmanli borçlanmasinin hikayesini bu siteden okuyabilirsiniz. Birçok degisik kaynaklardan gelen bu metinleri pek degistirmedim. Genelde Osmanli Imparatorlugunu kurban gibi tanitiyoruz: suçu Galata Bankerlerine, Fransiz veya Ingiliz bankalarina atiyoruz, ben bu uslupla pek hemfikir degilim.

Madem bir imparatorluksun, milyonlarca insan senin imparatorlugunun topraklarin uzerinde yasiyor, herkesin seni sevmedigini biliyorsun, ona gore hareket et kardesim. Sonra tutup da suçu sunda bunda arama. Galata bankerleri kar amaci guduyorlardi, sen bunu bilmiyormuydun ? Bankerlere kar yapiyorlar diye kizamazsin, sen sadece gerekeni zamaninda yapmadigin için kendine kizabilirsin. Senin maliyeni tutup da Fransizlarin ya da Ingilizlerin senden daha iyi yonetmesini nasil beklersin ?

Galata bankerleri, Fransizlar veya Ingilizler baski yapiyor diye borç alinmaz, alinirsa da suç baskalarinda aranmaz.

Misal verecek olursak : bir pazarlamaci bana bir mali satmak istiyorsa, ben bu mali eger gerçekten ihtiyacim varsa alirim, pazarlamaci bana baski yapiyor diye almam. Eger ki zayif bir kisiligim varsa bu mali alirim sonra da kendime kizacagim yerde pazarlamaciya kizarim.

Osmanli tarihini yeniden gozden geçiren tarihcilerimiz nedense suçu baskalarina atiyorlar, kendimizle barisik olabilmemiz için sorumluluklarimizi alarak tarihimizi incelememiz gerekir diye dusunuyorum. Hata yaptiysak kabul edelim. Insan bir kere kazik yer, buna ragmen yine o mali almaya devam ederse kazik yemedigini dusunuyordur, ya da kazik yediginin farkinda bile degildir. Bu vahim bir durumdur, 20, 30, 40 yil surmus olamaz. Herkes kendi çikarlarini korur, bilmem kim benim çikarlarimi korumadi diye suçu bilmem kim'e atamam.  

Sultanlarimiz ve de vezirlerimiz belki de yeteri kadar iyi ekomist degillerdi, bunun için de Fransizlara veya Ingilizlere kizamayiz.

Nitekim son çirpinislari içerisinde Osmanli Imparatorlugu Sirket kurmayi tesvik etmis, yabanci yatirimcilari ulkeye çekebilmis ve de bu konuda isik hizi ile tecrube edinmis olan milletimiz bugun ne sirketlerin basindadir. Bu bir basaridir, isaret edilmelidir. Kurulan bir çok sirket batmistir, ama edinilen tecrube ebedi olarak milletimize ait olmustur. Sirketlesme hamlesine geç baslanmistir, bu kaçinilmaz bir gerçektir, burada bile suçu yabancilarda ariyoruz. Yabancilar tabii ki sana mal satmayi senin ulkende sirket kurmaya tercih edecektir, bugun sen de ayni seyi baskalarina yapiyorsun.

Benim ilgilendigim belgeler bu donemde kurulan sirketlerin çikarttiklari hisse senetleri ve Osmanli Imparatorlugunun çikarrtigi borçlanma tahvilleridir. Zaten bu belgeler disinda Osmanli Imparatorlugunun yasadigi bu donemi bize animsatacak pek bir sey kalmamaistir. 1914'te kurulup, 1915'te batan bir sirket bir kere hisse senedi bastirmistir. Bu hisse senedi disinda tarihe hiç bir iz birakmamaistir. Sadece 1923'de ayni yoneticiler bir daha sirket kurduklari zaman daha basarili olmuslardir. Cunku batan bu sirket onlara tecrube kazandirmistir.

Demem o ki, suçu ba$kalarina atmak çok ama çok kolay, ilk once kandi hatalarimizi gorelim, duzeltelim, sonra baskalarini suçlariz.

Gurkan BERIS.

Uzun Osmanli borçlanmasinin hikayesi asagidaki gibi ozetlenebilir :

1854' de başlayan dış borçlanma, 1875' e kadar hızlanarak artmıştır. Bu dönemde devlet, dış borclarını ödemek için yeni dış borç tahvillerini piyasaya sürmüş, bu durum tahvillerin değerini yitirmesine yol açmış ve piyasada itibari değerlerinin çok altında satılmaya başlanmıştır. Bu durum dış borç faizlerini arttırmış, ana para ve faiz giderlerini garanti altına almak için belli bütçe gelirlerinin ipotek edilmesi, devleti düzenli kamu gelirlerinden mahrum bırakmıştır. 1875' den 1901' e kadar alınan yeni borçlar sınırlı kalmış, bu yıldan sonra yeniden dış borçlanmaya gidilmiştir. Dış borç ödemeleri, yeni giren borçları hızla aşmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın öncesinde Osmanlı Devletinin mali durumu yeniden iyice bozulmuştur. 

  1914 yılında Savaş patlak verdiğinde Osmanlı Devleti'nin dış borcu 156.4 milyon Osmanlı Lirasıdır (142.2 milyon sterlin). Bu miktara kısa vadeli borçlar dahil değildir. Dış borçlanmanın %53 gibi büyük bir kısmı Fransızlardan (82.8 milyon Osmanlı Lirası) yapılmıştı. Bu ülkeyi %21 ile Almanlar (32 milyon Osmanlı Lirası) ve %14 ile İngilizler (21 milyon .Osmanlı Lirası) izlemiştir. Osmanlılar döneminde Batıdan alınan borçlar çarçur edilmiş ve üretime dönük yatırımlara kanalize edilememiştir. Bu dönemde alınan borçların büyük çoğunluğu tüketime gitmiş, Rumeli, Bağdat, Soma­, Bandırma demiryolları, Konya ovası sulaması ile liman ve tersane gibi üretim faaliyetlerine ayrılabilen kısım çok küçük bir oran olmuştur. 

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, yeni yönetim Osmanlı Devletinin dış borçlarını kabul etmekle beraber, Düyunu Umumiye idaresi'nin varlığını bağımsızlıkla bağdaştıramamıştır. Lozan Barış Konferansı sırasında ele alınan Osmanlı borçları, uzun görüşmelere konu olmuştur (*). Türkiye, Konferans sırasında, Cumhuriyet sınırları dışında kalan 16 bağımsız ülke bulunduğunu, Osmanlı Devleti zamanında alınan borçların bir kısmının bu yeni bağımsızlığını kazanan ülkelere harcandığını belirterek, borçların ilgili ülkeler arasında dağıtılmasını istemiştir. Daha sonra 1925' te toplanan Paris Konferansı sonucunda Osmanlı borçlarının, bu ülkelerden toplanan vergi ve resim gelirleri esas alınarak bölüştürülmesi uygun bulunmuş ve Osmanlıların 1912 yılından önceki borçlarının %62'ni, 1912' den sonraki borçlarının ise %77'ni Türkiye Cumhuriyeti üstlenmiştir. 

1933 Paris Anlaşması ile Türkiye'nin kabul ettiği borç miktarı 6 milyon dolar olarak yeniden belirlenmiş ve üç ay önce ihbar şartıyla erken ödeme hakkı elde edilmiştir. Sonuç olarak 161.3 milyon TL'Iik Osmanlı borçlarından 84.6 milyon TL' Iık kısım Türkiye'nin payına düşmüş ve Cumhuriyet Hükümeti bunu ödemeyi kabul etmiştir. Son Osmanlı borcu 25 Mayıs 1954 tarihinde ödenmiş, böylece Kırım Savaşı dolayısıyla 4 Ağustos 1854'de başlanılan dış borç tuzağından, tam 100 yıl sonra kurtulunmuştur.

Créer un site gratuit avec e-monsite - Signaler un contenu illicite sur ce site

×