Osmanli Borçlanmasinin Ozeti

Düyun-u Umumiye Ýdaresi By: Tarihci Date: 16 May 2008, 10:35

Düyun-u Umumiye Ýdaresi
 

I. BÖLÜM

A) Osmanlý Ekonomisi Ve Avrupa Devletleri

XIX .yüzyýlda,vergi kaynaklarýndaki mutlak azalmalarýn ortaya çýktýðý bir dönemde, Osmanlý maliyesinin vergi için tek potansiyel kaynaðý dýþ ticaretti.1838 ve1846 yýllarý arasýnda Osmanlý Devleti’nin önce Ýngilizler ve daha sonra diðer Avrupa devletleriyle bir dizi ticaret anlaþmasý imzalamasý ile birlikte söz konusu potansiyel kaynak da kýsa sürede önemini yitirecek ve Osmanlý iç pazarýnda yabancý tüccarýn hakimiyetinin yoðunlaþmasý ile iç ve dýþ borçlanmalar dönemi baþlayacaktýr. Osmanlý Devleti’nin Avrupa ile ticaretindeki geliþmesinin 1820’lerde  baþladýðýný görmekteyiz.  Ancak 1838’de imzalanan Balta Limaný Anlaþmasý’nýn askeri,siyasi, ekonomik etkileri küçümsenemeyecek derecededir.
  
1838 Ticaret Antlaþmasý, Osmanlý geri dönüþü olmayan bir yola sevk ederken,gümrük gelirlerindeki düþüþler,olaðanüstü gümrük vergileri uygulamasýnýn elinden alýnýþý, iç ve dýþ ticarette yabancý hakimiyeti getirirken,Osmanlý adým adým yaklaþan mali buhranýný da hýzlandýrmýþtý.  Özellikle dýþ ticarette önemli dönüm noktalarýndan sayýlan 1838 Osmanlý-Ýngiliz Ticaret antlaþmasý, Osmanlý ekonomisini,dünya ekonomisiyle bütünleþmesinin kurumsal ve hukuksal çerçevesini oluþturmuþtur.   Bu antlaþma iç ticaret yolunu,Avrupa ticaret sermayesine açarken, Osmanlý bünyesinde üretimi geniþletmek için alt yapýnýn zeminini oluþturan tüccarlar içinde bir uðraþ yolu oluyordu.  Bundan sonra Osmanlý Devleti’nin XIX yüzyýl boyunca, ekonomik, siyasi,kültürel ve askeri açýdan Avrupa’nýn denetiminde olduðunu görüyoruz.
  
B) Dýþ Borç Alma Zeminin Oluþumu
  
Uluslararasý ticaret baðlarýnýn oluþmasýnýn Osmanlý ve Avrupa devletleri adýna saðlayan Osmanlý bankerleri, hükümete borç vermek için Avrupa mali piyasalarýndan borç almaktaydýlar. Devlet ise bu durumun ortadan kalkmasý için reform yapma gereðini duymuþtur. Ayrýca Avrupa hükümetleri ise, Osmanlýya borç vermenin yüksek kâr getireceði için,bu reformlarý desteklemiþlerdir. 1844’de paranýn yalnýzca gümüþe dayandýrýlmasý yerine hem gümüþ, hem altýna dayandýrýlmasýyla para sisteminde reform yapma giriþiminde bulunulmuþtur.
  
Mýsýr,Sýrbistan,Eflak ve Baðdat’ýn vergi gelirlerinin dýþ borç için  teminat  olarak verilmesi  kabul edilip, Ýngiliz  elçilerinin  de  ýsrarýyla  bir  borç  sözleþmesinin  imzalandýðýný   görüyoruz .Bunlarýn  yaný sýra ,Kýrým  Savaþý  Osmanlý  Maliyesine  son  darbeyi  indirmiþti  ki, savaþýn  Maliyeti  11 Milyon  sterline  ulaþýnca  Osmanlý  Ýmparatorluðu  ilk  dýþ  borcu  sözleþmesine  1854’te  imzaladý. Bundan  sonra  1855’te Londra’ da  Rothschilds’le  ikinci  borç  sözleþmesi  imzalandý   ki ,  5 Milyon  Sterlin  tutarýnda  olan  bu  borcun  Ýngiltere ve  Fransa  tarafýndan  teminata  alýnmasýndan  sonra, yapýlan  en  uygun  anlaþma  haline  geldi.  Bundan sonra borçlanma hýzýn artmýþ ,1854-1875 yýllarý  arasýnda 15 dýþ borç sözleþmesiyle 220 Milyon Sterlin borçlanýp, bunun yaný sýra (alýnan bu paradan ) 116 Milyon Sterlin de hazineye gelir  saðlanmýþtýr.
  
1875’e gelindiði zaman borç ödemelerinin ihracat gelirleri ile devlet gelirleri toplamýnýn 0/0 50’yi geçtiðini görmekteyiz. Osmanlý  Devleti’nin borç ödemelerini askýya aldýðý bir dönemde 1877-1878 Osmanlý Rus savaþý çýkmýþ,iki önemli maddesi ve Berlin Kongresi ile son bulmuþtu. Birincisi, topraklarýnýn 2/5’i ve 1/5’ini kaybetmek,önemli oranda gelirinde olmakla birlikte, ikinci olarak ,ilgili hükümetlerce oluþturulacak komisyonun Osmanlý tahvil sahiplerinin þikayetlerini dinlemek ve Osmanlý  mali durumu için en etkili çözüm yollarý bulmak üzere oluþturulmasý fikrini benimsemek,Osmanlýya düþüyordu.  Bundan sonra 1882-1914 yýllarý arasýnda biraz daha iyi koþullarda almak üzere 26 borç sözleþmesi daha yapýlacaktýr.

II) BÖLÜM

OSMANLI DEVLETÝ ÝLE AVRUPA DEVLETLERÝ ARASINDA BORÇ ÝLÝÞKÝSÝNÝN BAÞLAMASI
  
Osmanlý Devleti ile denize yönelik ticarette merkantilist  politikacýnýn geliþtirilmesinde önemli adýmlar atan Batý Avrupa arasýndaki iliþkiler önemlidir.15832’te yazýlýþ III. Murat’a sunulan ve Ömer Taliþ adýnda birinin yazdýðý (1643’te yazdýðý söyleniyor)ve ABD kýtasý üzerine yazýlan ilk kitap özeliðini taþýyan “Tarih-i Hind-i Garp” adlý eserde,Ömer Talip’in þu notlarý yer almaktadýr “Portekizler ve Ýngilizler yer yüzünün her yerini bilip, gemileri iþliyor. Önemli derbentleri,limanlarý iþgal ediyorlar. Önceden Çin, Hind,Sind emtiasý. Süveyþ’e gidip, oradan daðýlýrken, þimdi Fregistan’a gidip oradan yayýlýyor. Ýstanbul’a veya Ýslam ülkelerine getirip sattýklarý emtia ile zengin oluyorlar. Osmanlý hemen Yemen’ i ele  geçirmelidir. Yoksa Küffar-ý Frenk Ýslam vilayetlerini zaptedecektir.”Osmanlý, borçlarýn zapt edilmesiyle altýn ve gümüþ azalmasýnýn önüne geçileceðini sanmýþtýr.Burada yanýldýðýný görmekteyiz ve Avrupa tesirine bir dýþ ticaret politikasý uygulamýþtýr. Osmanlýnýn bu dýþ ticaret politikasý, bir bakýma kapitülasyon politikasý, Osmanlý politik-ekonomisinin bir sonucu olmuþtur. 

A) Dýþ Borç Alýmlarýnýn Sebepleri
  
1774 Küçük Kaynarca Antlaþmasýyla sonuçlanan Rus yenilgisi, 1776 Ýran Savaþlarý, ordunun ýslahý ve sürat topçusunun yetiþtirilmesi çabalarý Osmanlý maliyesini ek finans kaynaklarý armaya yöneltmiþtir.  1840’lardan itibaren Avrupalý sermayedarlar ve Avrupa Devletlerinin temsilcileri Osmanlý mali bunalýmý karþýsýnda dýþ borç için bürokrasiye baský yapmaya baþlamýþlardý. Osmanlýnýn tahvil satýp borçlanmaya baþlamasý birçok kesime büyük kâr saðlayacak, komisyon elde ettirecekti. Birinci Dünya Savaþý’na kadar olan 60 yýllýk dönemde Osmanlý dýþ borçlanmasýný iki yönde inceliyoruz: Ýlkinde 1854’le baþlayýp 1876’da borçlarýný ödeyemediðini ilan ettiði dönem olmaktadýr.Aldýðý borçlar, diðer devletlerin aldýklarýna oranla büyük meblaðlar ve yüksek faizler tutmakla birlikte bu paralarý saray yapýlarýnda, cari harcamalarda, bürokrasi maaþlarýnýn karþýlanmasýnda kullanmýþtýr. Bundan sonra Osmanlý, oluþan borçlarý ödeyemez hale gelince tekrar borç alma durumuna girmiþtir. Ýkincisinde, 1873’te oluþan borsa krizleri Avrupa ve ABD para piyasalarýný etkisine almýþ, Osmanlýnýn borç bulmasý daha da zorlaþmýþtý. Artýk 1875’te Osmanlý borç ödemelerini yarýya indirdiðini açýklamýþ ve ertesi yýl borç ödemelerini durdurmuþtur.
  
1854’te harp masraflarýný karþýlamak amacýyla Avrupa para piyasalarýna müstakris  sýfatýyla çýkan Osmanlý Devleti’ne Fransa ve Ýngiltere , önayak olmuþlardýr.  Kýrým Savaþý’ndan sonra bir nevi askeri baþarýnýn yaný sýra diplomatik yenilgiyle çýkan ve o zamana kadar yabancýlara borçlu olmayan devlet savaþ sýrasýnda 28 Haziran 1855’te Ýngiltere ve Fransa ile yaptýðý anlaþma ile bu iki devletten % 4 faizle 5 milyon sterlin borç aldý. Bu borçlar giderek artýp, Osmanlýyý mali denetim altýna sokmuþtur.
  
Osmanlý Devleti, Kýrým Muharebesini yapmak, Lübnan, Suriye, Girit ve Yemen Ýsyanlarýný bastýrmak, zýrhlý satýn almak, kâðýt parayý ortadan kaldýrmak gibi önemli iþler için Londra’dan ve Paris’ten 84.006.316 Osmanlý lirasý borç yapmýþtý.  Ýmparatorluk borç aldýðý parayla yatýrým yapmak, ekonominin üretim kapasitesini arttýrmak, böylece zorlanmadan borcunu ödeyebilmek amacýyla borçlanmýyordu. Devlet, gelecekteki gelirlerinin mevcut gelirinden daha fazla olacaðýný umuyordu; ama bu ne doðal kaynaklarýn keþfine, ne de dünya ekonomik sistemiyle bütünleþmeden ötürü üretimin artacaðý inancýna dayanýyordu. Merkezi bürokrasi, ayanýn ve yerel eþrafýn gücünü kýrmak ve ekonomik fazla üzerindeki geleneksel siyasal meþruiyetini ve denetimini kurmak için Avrupa’dan borç alýyordu. Ekonomik fazlanýn, üretimini finanse etmekten çok, bu fazlanýn bölüþümü üzerindeki çatýþmayý finanse etmek için borçlandý.
  
B) Alýnan Dýþ Borçlarýn Miktarý
  
Osmanlý Devleti’nin 27 Mayýs 1855’e kadar toplam savaþ giderleri 11.200.000 Ýngiliz sterlini tutmuþtur. 1853’ten 1855 yýlýna kadar bütçe açýklarý 5.800.000 Ýngiliz sterlini olmuþtur.  Londra ve Paris’ten 84.006.316 Osmanlý lirasý borç yapýlmýþtý. Buna ayrýca çýkarýlmýþ olan 40.000.000 umûmi esham da eklendiði takdirde borç toplamý 124.006.316 lira tutmakta idi.  Bu borçlar için verilmekte olan faiz ve amortisman toplamý da 7.743.512 liradan ibaretti. Demek oluyor ki, devlet 19 yýl zarfýnda ve her yýl vasati olarak 6.526.640 lira bu borcun altýna girmiþ ise de bu borçlanmalardan birbiri üzerine ancak bir masraflarý ele geçtiðine nazaran her yýl devlet, gelirinden fazla olarak 3.263.324 lira sarfýna mecbur olmuþ ve bu borçlanmalara müracaattan dolayý her yýl bütçesine de faiz karþýlýðý olarak 407.553 lira yüklenmiþtir.

“Devlet ancak normal gelirlerin kapatamadýðý olaðanüstü giderleri karþýlamak için borçlanýr. Borçlarýn faizi ise ya yeni bir verginin tarhý ya da olaðan giderlerin azaltýlmasýyla ödenir. Aslýnda borçlanmayla sermayenin teb’a elinden devlete geçmesi sermayenin tüketimi demektir. Çünkü devlet sermayenin teb’a elindeki verimini saðlayamaz. Ayrýca borç faizleri yeni bir verginin tarhýyla ödeneceðinden ahl-i zimmetin idarý yine azalacaktýr.’’ J.B. Say’dan yapýlan bu tercümede, mali konular klasik iktisat düþüncesine uygun olarak iþlenmektedir.  Baþta bulunan Abdülhamid Hükümeti uzun bir süre dýþarýdan az borç alýp, bunun çok fazlasýný borç olarak ödemiþtir.Yeni borçlanmalarýn
 XX. yüzyýl baþlarýnda hýzlandýðýný görüyoruz. Avrupa’daki “Büyük Bunalým”a tesadüf eden (daha önce belirttiðimiz borsa krizleri) Abdülhamid devri mali durumu, uluslar arasý ticaretin büyümesinin de önünde engel olmuþtur.  Osmanlý Devleti XVIII. yüzyýlda Batý ile diyalogunu geliþtirmeye baþlamýþ; ancak yoðun bütünleþme süreci, Napolyon Savaþlarý ertesinde 1820’lerde baþlamýþtýr. 1838 ve onu izleyen sözleþmeleri bu bütünleþmenin vasat düzenlemeleridir. Bundan böyle Osmanlý, geleneksel, kapalý, provizyonist, fiskalist , ekonomik düzenini býrakarak dýþa açýlacaktýr.

Osmanlý Maliye Nezareti, 6 Ekim 18752te bir ilan yayýnlanýp bütçe açýðýnýn 5.000.000 lirayý ve hükümetin 5(beþ) yýl süreyle bu borç faizlerini ödemeyi durdurduðunu açýklamýþtýr. Borçlarýn bir bankalar kuruluna devredileceðinin açýklanmasý ise Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin ayak sesleri olurken, siyasi gücü ve prestiji bitmiþ olan Osmanlýnýn da itibarý yok oluyordu. Bu ise, Osmanlý Ýmparatorluðu’nun iflasýnýn ilanýydý.

Osmanlý Devleti’nin ilk dýþ borçlanma teþebbüsü gibi, ilk iç borçlanma teþebbüsü de XVII. yy. da gerçekleþmiþtir. Osmanlý maliyesinin savaþ ve maaþlar için XVII. yy’da giriþtiði iç borçlanma yarým kalmýþ, yine ayný amaçla 1683’ten sonra ülke çapýnda 327 milyon 500bin akçelik bir iç borçlanma (imdad-ý seferiye) teþebbüsüne giriþilmiþtir.  1775’te gelir  kaynaklarý arayýþlarý içinde “esham” uygulamasýna geçilmiþtir. Bu uygulama bir iç borçlanma olup, belirli bir marjýn üzerindeki mukataa gelirleri  halka satýlýyordu. Eshamýn kiþiler arasýnda devri serbest olup, vergiye tabii idi. Ancak devletin ödediði esham faizleri, gelirleri aþtýðýndan dolayý saðlýklý bir gelir kaynaðý olmaktan çýkmýþtý.  1855’lere gelindiðinde bütçe açýðýný kapamak üzerine düþünülen bu iç borçlanma, “Esham-ý Cedide” adlý % 6 ve % 2 itfa bedeli olan tahviller, “Tahvilat-ý Mümtaze” adlý 10 yýl vadeli, % 6 faizli hazine bonolarý ve özellikle % 6 faizli ve deðiþik vadeli “sergi” adlý tahviller çýkarýldý.Abdülmecid, alacaklýlarýn endiþeleri üzerine Hazine-i Hassa gelirlerini azaltýp, bir komisyon kurulmasý için kanun çýkarmýþtýr. Böylece “Muvazene Defteri Nizamnâmesi” ile devlet bütçesinin nasýl hazýrlanacaðý, uygulamasý ve denetlemesi hususlarý bir hükme baðlanmýþ oldu.
  
III)BÖLÜM

MUHARREM KARARNAMESÝ VE DÜYÛN-I UMÛMÝYYE MECLÝSÝ

Avrupa’nýn siyasal ve mali alanda önde gelenleri, anapara ve faizlerin ödemelerindeki azalmaya razý oldular. _Burada Avrupa ileri gelenleri, bir nevi borcunu tamamen alamamaktansa, aza inmiþ olarak geri alabilmeyi kâr sayýyorlardý ki, böyle birþeye razý olmuþ olabilirler diye düþünüyoruz._ Bunun karþýlýðýnda bazý þartlarý vardý ki bu da Osmanlý gelirlerinin denetimi kendi temsilcilerine býrakýlacak ve onlar Sarayý denetleyeceklerdi. Devletin gelirlerini toplayacak ve borç ödemelerine ayýracaklardý. Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin kurulmasýný saðlayan ve Muharrem Kararnamesi olarak biline ilk resmi anlaþma 20 Aralýk 1881’de (Hicri 28 Muharrem 1299) imzalandý. Buna göre önce dýþ borçlar birleþtirildi. Deðerleri itibariyle borçlar emisyon seviyesine indi. Yani ödenmemiþ borç olanlar 212.500.000 Sterliden 128.600.000 Sterline indi. Yýllýk borç ödemeleri de yine 13.600.000 Sterlinden, 2.700.000 Sterline indi. Kararnamede, tek tek borç sözleþmelerinde güvence koþulu olarak konmuþ çeþitli gelir tahsisleri kaldýrýlýyordu.  Muharrem Kararnamesi gereðince borç tahvilleri birleþtirilerek A,B,C,D olmak üzere dört tertibe ayrýlmýþ, eski tahvilat yerine yenileri verilmiþtir. 

1850’lerde Osmanlý Devleti’ne verilen borçlar, 1880’lerde devletin mali kontrolünün yabancý devletlerin eline geçmesine sebep olmuþtur. Muharrem Kararnamesi sonucunda Düyûn-ý Umûmiyye kurularak, devletin gelir kaynaklarý denetlenmeye baþlanmýþtýr.
  
Muharrem Kararnamesinin 15. maddesi gereðince, temsilci olarak tahvil sahiplerinin ve onlarýn menfaatlerini korumakl amacýyla Düyûn-ý Umûmiyye Meclisi oluþmuþtur. Meclisin merkezi Ýstanbul olup, yedi üye seçilmiþti. Bumlar Ýngiliz, Hollanda, Fransa, Almanya, Avusturya, Ýtalya, Osmanlý ve “Mümtaz Tahviller” alacaklýlarýný temsilen seçilmiþ bir üye bulunuyor; baþkanlýðýný ise Ýngiliz ve Fransýz temsilcileri yürütüyordu. Meclis, Kararnamenin 16. maddesi gereðince gelirlerin toplanmasý, paraya dönüþtürülmesi ve idare etme masraflarý çýktýktan sonra kalanýn borcu tahsisi ile mükellefti. Meclis, kendine ait gelir kaynaklarýný kiraya verebiliyordu. Yönetim için gerekli atamalarý da yine kendi yapýyordu.

A) Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi
  
1876 yýlýnda Osmanlý Devleti’nin dýþ borçlarýný  ödeyemez hale gelmesiyle, borç ödemelerinin güvenceye alýnmasý için yeni bir yöntem izleme yoluna gidilmiþtir. Osmanlý maliyesi vergi kaynaklarý üzerinde bir denetim kurulup, bundan sonra Avrupa’ya
aktarýlmýþtýr.

Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi, denetimine býrakýlan vergi kaynaklarýný geliþtirmek ve etkin biçimde toplamak için 5000’den fazla çalýþanýyla  bir örgüt halinde kurulmuþtu.
 
Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi kurulduktan sonra dahi borç alýmlarý devam etmiþ, Avrupalýlar kendini güvenceye alýp borç ödemelerinin zamanýnda yapýlmasý iþini Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi ile saðlamýþlardý.  Berlin Muahedesinden sonra Osmanlý Hükümeti, mahalli alacaklarýnýn temsilcileriyle görüþüp, diðer devletlerin baskýsýndan kurtulmak amacýyla Kasým 1879’da bir anlaþmaya varýldý. Bundan sonra borçlarýn ödenmesi için altý vasýtasýz vergi 1880 yýlýna kadar tahsis edilecektir ki bu Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi için atýlmýþ ilk adýmdý. 1881’de alacaklýlarýn vekilleriyle yapýlan bir görüþmeyle neticede bir anlaþmaya varýlmýþtý (20 Kasým 1881). Buna göre bir Maliye Nezareti dýþýnda Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi kuruluyordu.

1863 ‘de Mýsýr’ýn baþýna geçen Ýsmail Paþa’nýn  dönemi, Mehmet Ali sülalesinin en parlak dönemini teþkil eder. Onun zamanýnda Mýsýr  en geniþ sýnýrlarýna ulaþmýþtýr. Artýk  Mýsýr topraklarý Fransa’nýn beþ misli olmuþtu. Mýsýr’ýn modernize edilmesi iþlemi dolayýsý ile,Ýsmail Paþa’nýn zevk ve sefaya düþkünlüðü ile ülke gerilemeye baþlamýþ ve borç alma dönemine girmiþtir. Ýsmail Paþa borcunu ödeyemez hale geldiði zaman Ýngiltere ve Fransa’nýn oluþturacaðý bir komisyonla,Mýsýr maliyesinin kontrolü bu komisyona verilecekti. Yani 1881’de kurulan Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi ,daha önce kurulmuþ oluyordu.

Ýki  ülke,yani Osmanlý Devleti ve Mýsýr açýsýndan olaylara bakýlacak olursa,son dönemlerinde ayný þekilde, benzer bir durum içine girdikleri görülür. Dönem itibariyle, ülke içindeki askeri olaylardan, ýslahat aþamalarýna kadar benzer yollar izlemiþler ve Mýsýr’ýn bulunduðu stratejik konum _bu, Osmanlý içinde geçerli_ dolayýsýyla burada Ýngiltere’nin bulunmasý gerekirken, Ýngilizleri Osmanlý Devleti tarafýnda, Fransýzlarý Mýsýr’da görmekteyiz. Ýki ülkenin modernize edilmesinde siyasi ve ekonomik açýdan deðiþmeler meydana gelmiþ, özellikle ülkelerin ekonomik durumlarý dolayýsýyla pazar haline gelmeleri ayný sonuçlara yol açmýþtýr. Bunun yanýnda Osmanlýnýn zaaflarý arasýnda sayýlabilecek kanaatkâr, servete düþkün olmayan, sadeliði savunan, misafirperver yanlarýyla XIX. Yüzyýla gelindiðinde birçok ürün elde edip bunlarý pazarlama ihtiyacý hisseden Avrupa için en uygun devlet Osmanlýydý. Bu gibi sebepler dolayýsýyla ekonomik sýkýntý zamanlarýnda yanýbaþýmýzda bulduðumuz Avrupalý devletler, “acaba pastadan daha fazla payý nasýl alabilirim” düþüncesiyle hareket edip, devlet politikalarýný hep bu güzergahta yönlendirmiþlerdir.

Ýmparatorluðun maliyesini batmaktan kurtarmak için kurulan Maliye Nezareti ise yapýsýný deðiþtirmekteydi. Askeri kuruluþlarý parasal olarak desteklemek için Tesisat-ý Askeriye Ýane Komisyonu, Düyûn-ý Umûmiyye Muhasebesi Kalemi gibi taþýnmaz mallarý sayýmý ve vergilendirilmesi için özellikle darphaneyi denetlemek üzere özel bölümleri vardýr. Tanzimattan sonra daha az deðiþikliðe uðrayýp devam eden bakanlýklar da þunlardýr: Maarif Umumiye Nezareti, Evkaf-ý Hümayûn Nezareti ve Ticaret ve Nafýa Nezaretidir.  Ayrýca bunun yanýnda Düyûn-ý Umûmiyye Komiserliði de bulunmaktadýr.
Ýslamlýktan farklý olarak Osmanlý vatandaþlarýnýn birliðini saðlama amacý güden Jön Türklerin, esasta Osmanlýcýlýðý savunup, yabancý müdahalesinde olan Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi, ve geliþmelerle ortaya çýkan anti-emperyalist düþünce itibariyle, temelde “devleti kurtarmak” fikrinden hareket edip, sistemdeki ayrýlýkçý isteklerden korkup, buna karþý çýktýklarýný ve Osmanlýcýlýðý savunduklarýný görüyoruz.

B) Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin Görevleri
  
Türkiye  Mali tarihinde,muhasebe ve bütçe tekniklerinin asrýn icablarýna göre geliþtirilmesi ve memleketteki  ve gelir ve giderlerin kaydý,verginin doðru olarak tarh ve tahakkuku, alacaklýlarýn tahsil ve takibindeki iþlemlerin mükemmelleþtirilmesi gibi yeniliklerde payý olan,bu iþlem ve bilgilerin öðrenildiði bir kurum; Osmanlý Borçlarý Ýdaresi (Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi ) olmuþtur.

Osmanlý Devleti’nin egemenliði alýnan  dýþ borçlarla yarý sömürge statüsüne indirgendi. Osmanlý Devleti gümrük vergilerine ayarlayabilmek,bunlarýn himayesine girmiþ olan yerli gayrimüslimleri vergilemek ve yargýlamak haklarýný yitirdi. Mali kaynaklarýnýn önemli bir kýsmý,bir yarý siyasal kuruluþ olan Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi ‘nin denetimine girdi.  Böylece devlet içinde  bir devlet meydana geldi.

C) Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresinin Gelirleri

Bir mali sistemin iþleyebilmesi için yapýlmasý gereken ön iþlem þüphesiz öncelikle  kaynaklarýn tespitidir. Yani nüfus sayýmýndan, arazi tahriri ve hayvan sayýmýna kadar  gelir getirip  vergi alýnabilecek  kaynaklarýn doðru olarak bilinmesidir. Çok mükemmel  iþleyen Osmanlý teþkilat yapýsýnda XIX. Yüzyýla gelindiðinde bir aksamadan söz ediyoruz ki,yukarýda sayýlan kaynak tespitlerinin,çoðu zaman durduðunu görüyoruz.Bunun ancak  Sultan II. Mahmud devrinde yapýlan ve mali sisteme geçiþte önemli bir  önemli bir adým oluþturan kaynak tespit çalýþmalarýnda görebiliyoruz.

Avrupa Devletlerinin temsilcileriyle yapýlan müzakereler, sonra da neþredilen Muharrem Kararnamesi Rüsüm-ý Sitte  denilen tuz, tütün, ispirto, pul, ipek ve balýk resimlerinin idaresi ile iç ve dýþ bütün borçlarýn tasfiyesi Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’ne býrakýldý.  Ayrýca bu gelirlerden baþka Bulgaristan emaneti vergisi, Kýbrýs vergisinin artýþý, Doðu Rumeli vergisi, Tömbeki resmi, Ticaret muahedeleri deðiþtiði halde, gümrük varýdatý fazlasý, Temettü vergisi fazlasý, Berlin Muahedesine göre Sýrbistan, Yunanistan ve Karadað’ýn Düyûn-ý Umûmiyye’ye iþtirak maksadýyla hükümete verecekleri vergiler bulunmaktadýr.  Yine bunlarýn dýþýnda Osmanlý gelir kaynaklarý arasýnda aldýðýmýz cizye ve gelirleri  Ýle kira kontratlarý için alýnan damga resmi ve keþiþ ile papazlarýn aldýklarý þaraplar için alýnan vergiler bunlar arasýndadýr.

Alýnan gelirler içindeki tütün gelirleri de Muharrem Kararnamesi ile Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’ne devredilmiþ ve 10 Ocak 1883’te Kararname gereðince (8. ve 9. maddelere dayanýlarak) Osmanlý Hükümeti’nin bu idare ile yaptýðý anlaþma sonucu “Societe de La Rejie Cointeresse des Tabacs de I’Empire Otlaman” (Osmanlý Ýmparatorluðu’na ortak çýkarlar saðlayan Tütün Tekeli) adlý Reji Þirketi 27 Mayýs 1883’te resmen kurulmuþtur. Þirket bir Osmanlý þirketi olup, Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi bunu kendisinin müþterek gayesi ve hükümet adýna da iþletecekti. Bu tekelin iþletme imtiyazýný, Viyana’daki Credid Anstalt, Berlin’deki S. Bleichröder Bankasý ve Osmanlý Bankasý olmuþtu. Bu þirket, Osmanlýda üretilen ve dahili tüketimi oluþturan tüm tütünleri satýn almak, iþletmek ve satmak tekelini ele geçiriyordu.

D) Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi Ve Osmanlý Bankasý

Osmanlý Ýmparatorluðu’nda batýlý anlamda banka kurma giriþimlerini 1830’larda görmekteyiz. Giriþimlerin bir bölümü Galata Bankerleri olarak adlandýrýlarak devlete borç verecek kadar büyük birikimlere sahip Levanten sermayedarlardan, diðer bölümü ise dýþ ticarete iliþkin kredi sorunlarýný çözmeye çalýþan yabancý sermayelerden gelmekteydi. Bu dönemde oluþan ve devlet atýlýmýyla gerçekleþen en önemli olay, Ziraat Bankasý ve Emekli Sandýðý’nýn kurulmasý olmuþtur. Osmanlý’da kapitalist ekonomiye iliþkin bir geliþimde, Osmanlý Bankasý’nýn önemli bir yeri vardý. 1863’te Ýngiliz ve Fransýz sermayeleri tarafýndan eþit miktarlarla kurulan bu banka Osmanlýnýn Merkez Bankasýymýþ gibi iþ görüyordu. Bunun için, Osmanlý Bankasý ve Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi yabancý sermayenin mali ve ekonomik yönden denetimini simgeleyen örnekler olmuþlardýr. Merkezi devletin mali güçlüklerine çözüm bulma çabalarý ve Avrupa sermayesinin dýþ ticaretin geliþmesini saðlayacak parasal istikrar ortamýný oluþturma arzusu, Osmanlý Bankasý’nýn kurulmasýnda ana nedenler arasýnda geliyordu. Ek gelir saðlama amacýyla giriþilen taðþiþler, parada dalgalanmalara yol açýyordu. 1840’larda baþlatýlan kaðýt para basma süreci mali sorunlara çözüm getirmemiþti. 

Savaþ nedeniyle alýnan iki borç yeni bir reform programýnýn gerçekleþtirilmesi taahhüdünü ve Osmanlý Bankasýnýn oluþmasýný miras býrakýyordu.  Bu banka dýþ piyasalarda borçlanmak ve bütçe açýklarýnýn kapatýlmasý için devlete dýþ borç saðlamak üzere kurulmuþtu.

Bu dönemde Osmanlý Bankasý’nýn diðer Credit Lyonnais, Deutsche Bank, Deutsche Palastina, Bank of Syria Limited, Avusturya Bankasý, Hollanda Bankasý, Banka Comerciale d’italiana, Banka di Roma, Selanik Bankasý vs. gibi bankalarda azýnlýklara destek verdiðini görüyoruz.  Ayrýca Ermenilerin Osmanlý bankasýna saldýrý planlarýna da rastlýyoruz.

Osmanlý Bankasý da dahil olmak üzere mevcut bütün bankalar az veya çok yabancý kontrolünde olduðundan, herhangi bir milli ekonomi geliþmesinin ilk gereði bir milli bankaydý. 1916’da Ýttihat Ve Terakki’nin bir parti kongresi, bazý tartýþmalardan sonra bir Ýtibar-ý Milli Bankasý’nýn kurulmasýna karar verdi. Banka Ocak 1917’de açýldý. Sermayesi, yarý ödenmiþ 4 milyon Osmanlý Lirasý idi ve çýkarýlan 10 Sterlinlik 400.000 hisse senedi sadece Osmanlý uyruklarýna hasredildi.

Osmanlý Bankasý ile Düyûn-ý Umûmiyye her kuvvetin fevkýnda birer kuvvet sayýlýrdý. Bunlara karþý baki olacak her taarruz, bunlarýn uðrayacaklarý her zarar behemahal bize ödetilirdi.
  
Bugün yalnýz Türkiye’de deðil, dünyanýn hemen her yerinde normal bir iktisadi veri olarak kabul edilen karþýlýksýz kaðýt paranýn ülkemizde 130 yýlý oldukça ilginç bir tarihi vardýr.  Osmanlý idaresinin son seksen yýlýnda devlet tarafýndan kâðýt para  _kaime_ çýkarma tecrübeleri büyük sýkýntýlara sebep olmuþtur.  XVIII. ve XIX. Yy.da kâðýt para tecrübelerinin göze çarpan ortak yönü kâðýt paranýn harb veya ihtilâl gibi anormal veya sýkýntýlý zamanlarda baþvurulan bir tedbir olmasýdýr. Amaç devlete gelir saðlamaktýr.  Kýrým Harbi’nden sonra çýkarýlan Kâimelerin baþlangýçta faizli olarak çýkarýlmasý da gösteriyor ki Osmanlý Ýmparatorluðu zamanýnda kâðýt paranýn, para fonksiyonu anlaþýlamamýþ, kâðýt paraya devlet borç senedi olarak bakmýþ ve bu borç senedinin üstünde yazýlý deðerinden düþük bir piyasanýn oluþmasý idarecileri ürkütmüþtür.

Osmanlý Bankasý iç borçlanmaya sürüklenmiþ, dýþarýdan altýn alamayýnca kâðýt para basmaya, ancak Almanya’ya borçlanarak cesaret etmiþtir.

II. Abdülhamit tahta çýktýðýnda Balkan isyanlarýný bastýrmak güçleþti. Devletin kredisi yabancý devletler nezdinde düþmüþtü ve olaðanüstü tedbirlere ihtiyaç vardý.Yeniden borçlanmak ve kâðýt para çýkarmak gerekiyordu. Bu arada Osmanlý –Rus harbinin yaklaþmaya baþlamasý, Ýngilizleri Türkiye lehine çeviriyordu. Bundan sonra alýþ- veriþi mecburi ve 4 safhada olmak üzere  16 milyon lira kâðýt para (kâime) çýkarýldý.  Osmanlý devleti’nde ilk kâðýt para çýkarýmý 30 Mart 19150 tarihli muvakkad kanununa istinaden olup, kâðýt paralarýn karþýlýðý tamamen altýn olarak Berlin’de Deutsche Bank merkezinde Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi namýna yatýrýlmýþtýr. Kâimelerin þekillerinin basitliði, elle doldurulmalarý ve numaralý olmayýþlarý kýsa sürede kalpazanlarýn dikkatini çekmiþti. Kýsa süre sonra sahte kâimeler piyasayý kapladý. Hükümet bunlarý piyasadan çekip, yerine matbaa basýmý kâðýt paralarý tedavüle sokmayý denemiþ; ancak pek baþarýlý olamamýþtýr.

Lozan’da dahi kâðýt para hususunda olmak üzere, bu borçlarýn eski imparatorluktan kalma olduðunu ve bu borçlardan sorumlu olunmayacaðý, ancak kendi hisselerine düþen borçlarýn ödeneceði ve Sevr’de dahi bu borçlarýn ödenmeyeceðinin bildirildiði gibi ibarelere rastlýyoruz.

Alýnan borçlarý bir nevi tahsil etmek üzere kâðýt para kullanýmýna gidilmiþ ise de karþýlýksýz olarak verilen paradan Avrupa Devletlerinin hiçbir zarar görmediðini; ancak bunun yanýnda esas sorunu devlet ile halkýn yaþadýðýný ve birtakým sýkýntýlara maruz kaldýklarýný biliyoruz.
  
E) Düyûn-ý Umûmiyye  Ýdaresi Ve Demiryolu Projesi

Yol sistemi, tarih boyunca,bütün devletler için daima hayati bir önem taþýmýþ, ticari ve ekonomik faaliyetler,haberleþme ve ulaþtýrma iþleri ve özellikle askeri gayelere hizmet gibi hususlar, ancak düzenli bir yol sistemi ile olur ki hakim olduðu toraklarda mükemmel bir yol sistemi kuran Osmanlý Devleti bunun en güzel örneðidir. Ne var ki bu geniþ sistem XVIII.yy’ýn 2.yarýsýndan sonra bozulmaya baþlamýþ ve bu bozulma, Tanzimat’a kadar devam etmiþtir.  1856 yýlýndan itibaren gerek Sultan Abdülmecid (1039-1861), gerekse iki önemli devlet adamý olan Ali ve Fuat Paþalarýn düþüncelerinin verdiði bir ortamla Avrupalý yatýrýmcýlar, demiryolu yapma ve iþletme imtiyazý için Bâb-ý Âli’ye baþvurdular.  Yatýrýmcýlar bu imtiyazý alýrken, genellikle imparatorluðun nüfus yoðunluðu fazla, topraklarý verimli, önemli limanlara yakýn, Avrupa endüstrisi için ucuz ve kaliteli mallarýna açýk Pazar olabilecek bölgelerini tercih ediyorlardý.  Demiryolu inþaatýný baþarýyla tamamlayan devlet, iþletme iþini de ele kendisi ele almýþtýr.
  
1877-1878 Osmanlý-Rus Savaþý yenilgisinin ardýndan 1886-1905 yýllarý arasýnda on bir  borçlanma olmuþ, bunlardan iki tanesi kýsmen iktisadi amaçlý olup demiryollarý ile ilgili olarak alýnmýþtýr. 1854’ten bu yana devletin borç politikasý deðiþmemiþ ve yapýlacak olan tek demiryolu projesi de Sultan II. Abdülhamit devrinde olmuþtur. Þam-Medine arasýndaki 1302 km. uzunluðundaki bu demiryolu 1901-1908 yýllarý arasýnda yapýlmýþtýr.  Her taraf parsellenirken, mukaddes niteliði sebebiyle kimsenin aklýna getirmediði tek bölge kalmýþtý ki o da; Hicaz’dýr. Aslýnda 1865’ten beri söylentiler, beklentiler olsa da bunu gerçekleþtiren olmamýþtýr. Hicaz bölgesi, Bâb-ý Âli’nin kimseyle çatýþmaya girmeden, kimsenin çýkarýna dokunmadan kendi baþýna giriþimde bulunabileceði tek yer olarak kalmýþtý.

Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin kendi kendine yapmaya çalýþtýðý bu proje, sömürgeleri  yüzünden Avrupa’yý endiþelendirirken, projenin gerçekleþmesinin mümkün olamayacaðýna inanan % 90 oranýndaki gerekçesi, para bulunamamasý ve mali sýkýntýlar sebebiyle, Osmanlý yönetiminin eline geçen meblaðlarý yerinde harcamama alýþkanlýðýnýn varlýðýydý. Muntazam bir bütçesi bulunmayan Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi dýþýnda toplananlarýn, keyfi yöntemlerle harcadýðý bir topluma karþý bu güvensizlik çok haklýydý.

Hicaz demiryolu, Þam’dan Medine-i Münevvere’ye kadar uzanan ve tali yollarla beraber 1597 km. uzunluðunda olan hattýn adýdýr.  Hicaz demiryolu için sebebin, Müslümanlarýn hac farizasýný kolaylaþtýrmak olduðu, bütün resmi beyanlarda teyid edilmiþtir. Bunun yanýnda askeri ve ticari, memleketin imarý ve refahý gibi medeni sebepler de vardýr ve bu da tabiidir.  Hicaz demiryolunun inþasý yanýnda, Hilâl-i Ahmer (Kýzýlay) derneði giderleri, göçmenlerin iskâný ile ilgili giderler, yeni savaþ gemileri, toplar gibi askeri malzeme giderleri, yýllýk bir bütçe oluþturulup burada toplanýyordu.

Demiryolu yapýmýnda, her ne kadar Müslümanlarýn hac farizalarýnda kolaylýk saðlama düþüncesi ön planda olsa da, o bölgedeki madenlerin kullaným hakkýný elde etme ön planda olacaktýr. Nitekim Avrupa’nýn XIX. yy. boyunca izlediði sömürge politikalarýnda en önemli unsur demiryollarý olmuþtur. Yine kurulan demiryollarý bölge genelinde kurucusuna kazanç saðlayacaðý için, Osmanlý Devleti de borç alýmlarýnda kurtulmada, ülkenin durumunu düzeltmede birtakým madenlere ulaþýp, durumunu iyileþtirmeyi amaçlayabileceðini düþünebiliriz. Böylece demiryollarýnýn her bakýmdan bir ülkenin can damarý olduðunu görüyoruz.

F) Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin Getirdiði Sonuçlar Ve Kaldýrýlmasý

Sultan II. Abdülhamid’in mali reformlarýnýn ve Düyûn-ý Umûmiyye komisyonunun çabalarýnýn sonucu olarak toplam devlet gelirleri tahsilatýndý büyük artýþ görülmüþtür.
  
Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin, hakikatte yalnýz mali bir þirket iken politika iþlerine de karýþmýþ, memleketin her yerinde sayýsýz þubeler açmýþ, yeni istikrarsýzlýklara delâlet etmiþ, adeta devlet içinde devlet kurmuþtur. Neticede devletin bütün iktisadi ve mali kontrolünü ve hatta hakimiyetini ele geçirmiþ olan bu müessese, Millî Mücadeleden sonra ilga olunmuþ, T.C. Devleti, Ýmparatorluðun tasfiyesi sonunda kendine düþen küsür milyon lira miktarýndaki borcu kabul etmiþ ve 1928’de çýkan bu ihtilaftan sonra bu borçlarý ödeyip kurtulmuþtur.  Böyle bir Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’nin teþekkülü devletin mali istiklâline uygun olmamakla beraber borç yekününün yarýya inmesi, büyük bir müdahale vesilesinin ortadan kalkmýþ olmasý ve nihayet mali itibarý iadesi o iflas vaziyetindeki devlet için büyük bir kazançtýr.

Rüsum-ý Sitte gelirlerinin Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’ne devredilmesi, istikrazýn yapýldýðý devletlere adlî, malî ve iktisadî imtiyazlar verilmesi, bunlardan umulan imtiyazý saðlayamamýþtýr. Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi, ancak Cumhuriyet’ten sonra kaldýrýlmýþ ve bundan sonra borçlar tamamen ödenmiþtir.  Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’ne birtakým tepkiler de olmuþtur ki Vakit Gazetesi , Türk halkýnýn baþýna kapitülasyonlardan sonra ikinci bir bela olarak çöreklenen Düyûn-ý Umûmiyye Ýdaresi’ni, padiþahýn dirayet ve vatanseverliðinin örneði olarak görmüþtür.

Devam için tiklayiniz

Créer un site gratuit avec e-monsite - Signaler un contenu illicite sur ce site